+90 224 441 95 44

DUYGU DÜZENLEME

Duygular ve duygularla ilgili süreçler insanlık tarihi boyunca merakla incelenmiştir. Son yirmi yılda duyguları anlama ve duygu düzenleme konusu psikoloji alanı içerisinde hem araştırma boyutunda hem de klinik uygulama boyutunda yaygın biçimde ele alınmaya başlanmıştır. Duyguyu tanımlamaya ve duygunun nasıl ortaya çıktığını anlamaya dair pek çok çalışmanın yapıldığı görülmektedir.  Sözlük anlamına bakıldığında duygu kavramının, bireyin ruh halinde içsel ve çevresel etkilerle oluşan karmaşık bir psikofizyolojik değişim olarak tanımlandığı görülür.  Ayrıca duygu kavramı fizyolojik uyarılmanın fark edilmesi, algılanması, bilişsel bir değerlendirme yapılması ve neticede verilen tepki olarak da ifade edilebilir. Duygu kavramı Ed. D. Matsumo, The Chambridge Dictionary of Psychology, (2009)’nun psikoloji sözlüğünde “belli bir uyaranla ortaya çıkan, bizimle uyaran arasındaki ilişkiyle ilgili bilgi veren ve bizi bir şekilde o uyaranla ilgili olarak hazırlayan, bedensel ve zihinsel olarak birbiriyle uyumlu, geçici bir sinirsel-bedensel bir tepki” olarak tanımlanmaktadır. Duygular, beynin bazı bölgeleriyle ilişkili oluşan bir çeşit tepki olmakla birlikte fiziksel, davranışsal ve bilişsel alanda değişikliklere yol açarlar. Duyguların sınıflandırılmasında temel duygular ve karmaşık duygular açısından farklı yaklaşımlar karşımıza çıkmaktadır. Farklı kuramcıların temel duyguları sınıflamada farklı değerlendirmeleri olsa da üzüntü, tiksinti, öfke, kaygı ve neşe duygularının ortak kabul gören temel duygular olarak kabul edilebilecekleri düşünülmektedir. Duygulara ilişkin en yaygın sınıflandırma duyguları olumlu ve olumsuz olarak ayırmaktır. Yaşanılan olumlu ya da olumsuz duyguların derecesi, güçlülüğü, duyguları dışa vurma yolları farklıdır. Olumlu duygular kişilerin yaşamak istediği mutluluk, neşe, güven, ilgi, beklenti olarak sınıflandırılabilirken olumsuz duygular ise kişilerin yaşamak istemediği korku, utanç, kızgınlık, tiksinme, üzüntü, şaşkınlık olarak düşünülebilir.

Duygu düzenleme ise, istenilen bir amaç için bireyin duygularını bilinçli ya da bilinçsiz olarak değiştirmesini sağlayan mekanizma olarak tanımlanabilir. Başka bir deyişle belli bir amaç doğrultusunda bireyin, duygularını tanıması, kontrol etmesi, değerlendirmesi ve değiştirmesi özelliğidir. Ayrıca duyguların kendilerini düzenlemenin yanı sıra duygu üretim sürecini, duygunun kaynağındaki süreçleri, kişinin kendine ait duyguları ya da başkalarının duygularını düzenlemesi gibi farklı boyutlardaki süreçleri içerir. Duygu düzenleme kavramı bireylerin sahip olduğu duyguların, ne zaman ve nasıl yaşanıp gösterildiğini belirleyen süreçler olarak da tanımlamakta ve duygu düzenleme becerilerindeki eksikliklerin pek çok psikopatolojinin oluşmasında ve sürmesinde etkili olduğu ifade edilmektedir. Duygu durumlarını işlevsel bir şekilde düzenleme becerisi ile ruh sağlığı arasındaki anlamlı ilişki Ruh Sağlığı Bozukluklarının Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı’nda yer alan pek çok ruh sağlığı bozuklukları için gösterilmiştir. Özellikle anksiyete bozukluları, travma sonrası stres bozukluğu, kişilik bozukluğu, madde kötüye kullanımı, anoreksiya nevroza, bipolar kişilik bozukluğu duyguları düzenlemede zorluklara işaret etmektedir. Duygu düzenleme konusunda yürütülen pek çok çalışmada, bireylerin hedeflediği amaca ulaşmak için kullandığı duygu düzenleme stratejilerden hangilerinin etkili olduğu belirlenmeye çalışılır.  Bu bağlamda James J. Gross’un geliştirdiği duygu düzenleme süreç modeli yararlı bir şemadır. Süreç modeli bilişsel duygu düzenleme merkezindeki temel süreçleri kapsamaktadır. Bu modele göre, duygu beş noktada düzenlenebilir: 
1) durumun seçimi, 
2) durumun değiştirilmesi, 
3) dikkatin yayılması, 
4) bilişlerin değişmesi, 
5) tepkilerin ayarlanmasıdır. 
Durumun seçimi, rahatsız edici bir duyguyu yaşamamak için belirli durumlara dahil olmamak, istenilen bir duyguyu yaşamak için belirli bir duruma katılmak şeklindeki davranışları içeren bir stratejidir. Durumun değiştirilmesi, duyguyu tetikleyen bir durumun olası duygusal tepkilerin oluşmaması için değiştirilmesidir. Dikkatin yayılması, dikkati duygu uyandıran bir uyarandan başka bir uyarana yönlendirmeyi içeren stratejilerdir. Özellikle durum seçimi ya da durum değişimi gibi stratejilerle dış çevre düzenlenemediğinde etkili olan bir stratejidir. Bilişlerin değişmesi, kişinin içinde bulunulan durumu yeniden değerlendirerek duygu oluşumuna etki eden yorumunu değiştirmesidir. Tepkilerin ayarlanması ise deneyimsel, fizyolojik veya davranışsal tepkileri etkileyecek stratejilerdir. Modeldeki ilk dört süreç duygunun ortaya çıkışını etkileyen faktörleri beşinci ise ortaya çıkan duyguyu düzenlemeyi amaçlamaktadır.  
Şekil 1. Duygu düzenlemenin süreç modeli 


                                                  

Duygu düzenleme sürecinde kişiler söz konusu duyguyu arttırabilir, azaltabilir veya devam ettirebilir. Duygu düzenleme süreci kontrollü veya otomatik, bilinçli veya bilinçsiz olabilir ve duygudaki bir veya daha fazla noktada etkilidir. Duygu düzenleme süreçleri duygu ile sıkı bir şekilde iç içedir. Gross (1998)’un süreç modeline göre, duygu düzenleme sürecinde, kişi duygularını tetikleyen deneyimsel, davranışsal veya fizyolojik bir durumla karşılaşır, sonrasında öznel duygu düzenleme stratejilerini kullanır. Bu noktada kişinin kullandığı stratejiler öncül odaklı (antecedent-focused) ve tepki odaklı (response-focused) olmak üzere iki genel gruba ayrılır. Öncül odaklı olan stratejiler, tepkiler tamamen ortaya çıkmadan önce kullanılanlardır. Sonuç odaklı olan stratejiler ise duygu ortaya çıktıktan sonra kullanılmakta ve olası davranışsal ve fizyolojik tepkileri değiştirmeyi hedeflemektedir (Gross, 2001). Bu bağlamda duygu düzenleme; duygunun oluşması sırasında “bilişsel yeniden değerlendirme” ve “baskılama” olarak iki temel üzerinde çalışmaktadır. Bilişsel yeniden değerlendirme, öncül odaklı stratejilerdendir ve duyguları tetikleyen olayların duygusal etkiyi değiştirecek şekilde yeniden yapılandırılmasıdır. Bilişsel yeniden değerlendirme, olumsuz duyguları ve işlevsel olmayan davranışları azaltmada etkilidir. Duyguyu baskılama ise halihazırda süren duyguyu ifade edici tepkiyi engelleyen sonuç odaklı stratejilerdendir.  Bastırma, olumsuz duyguları ifade eden tepkileri baskılamada etkilidir, ancak olumsuz duygulara yönelik rahatlama sağlamada yeterli değildir. Bu bağlamda bilişsel yeniden değerlendirme bastırmaya göre daha işlevsel bir duygu düzenleme stratejisi olarak değerlendirilebilir. Gross ve Thompson (2007), duygu düzenlemenin üç ana özelliği olduğunu belirtmişlerdir. Bunlardan ilki olumlu ve olumsuz duyguların ya onları azaltarak ya da arttırarak düzenlemesidir. İkincisi duygu düzenleyici aktivitelerin ilk önce bilinçli sonrasında ise bilinçli farkındalığın dışında oluşmasıdır.  Üçüncüsü ise duygu düzenleme stratejilerini, önceden iyi ya da kötü diye ayırmamaktır. 

Günümüzde duygu düzenlemeye ilişkin en sık kullanılan model yukarıda da değinildiği gibi Gross (19998)’un süreç modelidir. Ancak duygu düzenleme süreçlerini anlamaya yönelik geliştirilmiş başka modeller ve stratejiler de vardır. Kısaca değinilecek olursa; bunlardan en çok bilineni Dodge (1991)’un kodlama, yorumlama, tepki arama, tepki değerlendirme ve canlandırma basamaklarından oluşan “sosyal bilgi işleme” kuramıdır. Garnefski, Kraaij ve Spinhoven (2001) ise bilişsel süreçlerin duyguların düzenlenmesini ve kontrol edilmesini desteklediğini belirterek buna göre dokuz duygu düzenleme stratejisi ortaya koymuşlardır. Koole (2009), duygu düzenleme stratejilerini kişilerin belirli hedeflere ulaşma isteği, haz, mutluluk sağlayıcı ihtiyaçları giderme ve kişiliğe katkıda bulunma durumuna göre “ihtiyaç yönelimli”, “kişi yönelimli” ve “amaç yönelimli” olarak ayırmıştır. Kişi yönelimli stratejiler kişilerin ihtiyaç, istek, güdü ve diğer kişilik unsurlarının bir bütün olarak sürdürülmesini amaçlar. Neff (2003)’e göre ise kişinin başarısızlık, yetersizlik, acı veren durumlar sonrasında oluşan olumsuz duygularını “öz duyarlılık” sayesinde düzenleyebileceğini, onlardan kaçınmak yerine bu duygulara yer açabileceğini, kabul edebileceğini vurgular. 
Bir kişinin kullandığı duygu düzenleme stratejisi o durum ya da kişi için iyi veya işlevsel kabul edilebilirken bir başka kişi ya da durum için işlevsel veya iyi görülmeyebilir. Duygu düzenlemenin amacı bağlama özgüdür yani görecelidir. Duygu düzenlemenin en tipik hedefi olumsuz duyguları azaltıp olumlu duyguları arttırmaktır. Kimi zaman da olumsuz duyguları aktarırken olumlu duyguları kontrol edebilmektir. Duygu düzenleme süreci içinde, kendi duygularını düzenleyebilme, başkaları tarafından gösterilen duyguları düzenleyebilme, duygunun kendisini düzenleyebilme, duygunun temelindeki özellikleri düzenleme gibi boyutlar vardır. Ayrıca düzenleme gerektiren her durumda olası hedeflerin çokluğu duygusal düzenleme sürecini potansiyel olarak oldukça karmaşık hale getirir. Bu karmaşık süreci gerçekleştirebilmek için biyolojik, davranışsal, sosyal, bilişsel (bilinçli ve bilinçdışı) süreçler duygu düzenlemenin içinde yer alır. Duygu düzenleme alanında yapılmış araştırmalar birden çok duygu düzenleme stratejisi olduğunu göstermişler ve bunları sonuçlarına göre uyumlu veya uyumsuz olarak nitelendirmişlerdir. Uyumlu duygu düzenleme; bağlama uygun olarak iç ve dış durumların hangi biçimde kontrol edilebileceğini ve uzun vadeli sonuçlarla ya da amaçlarla uyumlu olan düzenleme stratejilerinin seçilmesi ve uygulanması sürecidir. Yani duraklama, fark etme, duygu ve durumu kontrol biçimine karar verme ve uzun vadeli hedeflere göre hareket etme şeklinde dört aşamadan oluşur. Uyumlu duygu düzenleme stratejisi olarak kabul edilen kabullenme, yeniden değerlendirme, problem çözme stratejilerinin kullanımında ortaya çıkan yetersizlikler psikopatolojilerin ortaya çıkmasında etkili olabilmektedir. Uyumlu olmayan stratejilerin (bastırma, kaçınma, ruminasyonlar) olumsuz duyguları azaltmak için aşırı şekilde kullanılması da psikopatolojilerin öncülleri olabilmektedir. Bu nedenle Aldao ve ark., (2010) tarafından birçok psikopatoloji çalışmasında duygu düzenleme çerçevesine yer verildiği belirtilmiş ve psikopatolojik belirtilerle ilişkisine göre yaklaşım biçimlerinin işlevsel ve işlevsel olmayan biçiminde ifade edildiği, psikopatoloji ile pozitif ilişkisi olan stratejilerin işlevsel değilken, belirtilerle negatif yönde ilişkili stratejilerin işlevsel olarak değerlendirildiği belirtilmiştir. 
Duygular insanların yaşantıları kadar önemlidir. Duygular aktif olduğunda insanların kararlarını ve kişilerarası ilişkilerini etkilemekte, doğal uyum gücünü desteklemektedir. Bu nedenle duygusal işleyişi olumlu bir şekilde düzenlemenin önemi her geçen gün daha fazla ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda duygu düzenleme, değerli bir yaşam becerisi olarak birçok psikoterapi kuramının önemli bir parçası halindedir.


KAYNAKLAR 

Alsancak-Akbulut, C. (2018). Depresyonun duygu düzenleme süreçlerinin incelenmesi. Klinik Psikiyatri, 21, 184-192. doi: 10.5505/kpd.2018.24855.
Amerikan Psikiyatri Birliği (2013). Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı, Beşinci Baskı (DSM-5).
Berking, M. ve Whitley, B. Affect regulation training- A practitioners manual. (S. Vatan Çev.). Duygulanım düzenleme eğitimi-Uygulamacı el kitabı.1.basım. İstanbul: Nobel Yayınları (2018).
Burger, M. J. Personality. (İ. D. Erguvan Sarıoğlu Çev.). Kişilik. 5. Basım. İstanbul: Kaknüs Yayınları (2016). 
Gross, J. J. (1998). The emerging field of emotion regulation: An integrative review. Review of General Psychology, 2, 271-299.
Gross, J. J. (2001). Emotion regulation in adulthood: Timing is everything. Current Directions in Psychological Science 10, 214-219. 10.1111/1467-8721.00152.
McRae, K. ve Gross, JJ (2020), Emotion regulation. Emotion, 20, 1-9. http://dx.doi.org/10.1037/emo0000703
Thompson, R. ve Calkins, S. (1996). The double-edged sword: Emotional regulation for children at risk. Development and Psychopathology. 8, 163-182. 10.1017/S0954579400007021.
Totan T, (2015). Duygu düzenlenme anketi Türkçe formunun geçerlik ve güvenirliği. JCBPR, 3, 153-161. 
Türkçapar, M. H. (2019b). Fark et, düşün, hisset, yaşa: Kendi kendine psikoterapi rehberi. İstanbul: Epsilon Yayınları.
Yorulmaz, O. (2017). Psikoterapide Güncel Konular-Klinik Psikoloji Perspektifinden Çok Boyutlu Bir Bakış. 1. Basım. İstanbul: Nobel Yayınları
Werner, K., ve Gross, J. J. (2010). Emotion regulation and psychopathology: A conceptual framework. In A. M. Kring ve D. M. Sloan (Eds.), Emotion regulation and psychopathology: A transdiagnostic approach to etiology and treatment (p. 13–37). The Guilford Press.